
Uzun zamandır koşu üzerine bir şeyler yazmak istiyor, dikkatimi toparlayıp kafamdakileri bir araya getiremiyordum.
Her geçen gün hayatımın daha önemli bir parçası haline gelen koşularda, giderek uzayan mesafeler ve artan acıya karşılık devam etmemi sağlayacak, “Acı yok Rocky acı yok!” diye çığırtkanlık yapacak bir itici güce ihtiyacım da giderek artıyordu.
İşte ben böyle bir itici güç ararken, sağolsun, evimin köşesinde seyyar aracından meyve satan Türk arkadaş “Abi sen delirdin mi yeaa? Niye her gün koşuyosun ki?” diyerek ihtiyacım olanın tam tersi etkide bir bombayı kucağıma bırakıverdi.
Bu soru karşısında hafif afallamamın ardından, asansörde elimde 2 tanesi 1 dolardan satın aldığım şeftalilerle “Sahi yoksa ben delirdim mi? Niye her gün koşuyorum ki?” diye kendimi sorgularken buldum ve şu an okuduğunuz postu hazırlamaya karar verdim. Olur da ara ara ihtiyaç duyarsam açıp okumak için…
Kendimi sorgulama hakkımı kullandığım bu postta fotoğraflar bana, koşu üzerine derlediğim alıntılar ise son derece yetkili abilere aittir. yazının devamı için tıkırdatın
Son Yorumlar