New York Sokaklarında Boş Boş Gezinmek 2 – “Siyah Beyaz ve Sanatsal”

old man walking on a rainy nyc day

New York Sokaklarında Boş Boş Gezinmek çok tutunca ikincisini yazmaya karar verdim. Fotoğrafları da siyah beyaz çektim ki sanatsal olsun, şanım yürüsün. Öylesine çıkarcı öylesine umarsız…

Şehir bu sıralar pek hareketli. Baharla birlikte sokak organizasyonları / festivaller birbiri ardına geliyor, parklar dolup taşıyor. Ben de boş durmuyorum. 2011 yazı sonunda ara verdiğim sokak fotoğrafçılığı atölye çalışmalarına yeniden başladım. 3-4 kişilik grupları takıyorum peşime, kah Brooklyn’in arka sokaklarında kah Harlem’de “sokak fotoğrafçılığı nedir – neden yapılır, yabancılarla fotoğraflarını çekmek için nasıl iletişim kurulur ya da ne zaman kurulmamalıdır, gerektiğinde fotoğraf makinası bir saldırı silahına nasıl dönüşür” gibi konuları dilim döndüğünce anlatıyorum, öğretmeye çalışıyorum.

Canon EOS 5D mark ii‘yi çantadan çıkartmayalı 1 ayı geçti. Leica M6 ve ebay’den 46$’a edindiğim Canon AE-1 Program ile siyah beyaz film çekiyorum bu sıralar. Evde ufak çaplı bir yıkama-yağlama ünitesi de kurdum, çektiğim filmleri aklayıp paklayıp, kurutup tarıyorum, oluyor sana mis gibi dijital fotoğraf.

Girizgahı uzattım, bakalım yazının sonunda nereden çıkacağız, hayırlısı… okumaya buradan devam ediliyor

Bir Öğrenme Biçimi Olarak Fotoğraf ve Sih Dini

Türbanlı bir Sih erkeği.
Yaşlı bir sih erkeği. Türbanı ve sakalları ile tanınabilir.

Donuz.com bir fotoğraf bloğu olarak anılıyor olsa da ben fotoğraf destekli hikayeler bloğu demeyi tercih ediyorum. Yazılarda kullandığım fotoğrafların teknik olarak üretebildiğim “en iyi” işler olmaması, fotoğraf tekniği / ekipmanı üzerine asla konuşmuyor oluşum, fotoğrafların yazıda anlatılan etkinlik / gezi ya da düşünceleri destekleyen “amaca uygun seçilmiş” görseller oluşu gibi kendimce haklı bulduğum sebeplerim var.

Zaten fotoğrafın görsel olarak ne kadar çarpıcı, teknik olarak ne kadar kusursuz olursa olsun tek başına bir şey ifade etmediği, bir hikayenin aktarılışına katkı sağlamadığı sürece “duvar kağıdı” ya da “takvim sayfası” olmaktan öte bir değeri olmadığına tamamiyle inanmış birisiyim.

Hikaye anlatabilmek ise hayata karşı meraklı, tecrübeye ve öğrenmeye açık, kendisini sürekli geliştiren bir insan olmayı gerektiriyor. Öğreneceğiz ki aktarabilelim, göreceğiz ki gösterebilelim… Okumaya buradan devam ediliyor

Mahalleden Adam Toplayıp Buz Hokeyi Maçı Yapmak…

rocky mountains colorado keystone
Rocky Mountains, Colorado'da kaldığım dağ evinin manzarası... 3000m'de tek başına paten yapan bir adam...

Dünya ne acayip yer dimi Abidin?

Sen Amasya‘nın tozlu, çamurlu sokaklarında taşlardan kale yapıp şekli armuttan, ağırlığı balondan hallice plastik topun peşinde koşturuyorsun, sonunda top Yeşilırmak sularına kaçıyor ve döne döne uzaklaşıyor… Arkasından dolu gözlerle bakakalıyorsun… Başka çocuklar dünyanın öteki ucunda, Colorado‘da 3000m yükseklikte, eksi 15 derecede donmuş bir gölün üzerinde buz hokeyi oynuyor… Birisi diğerinden daha iyi olduğu için söylemiyorum, sadece acaip işte…

Nerede hangi ırktan, kimin çocuğu olarak dünyaya geldiğin, nece konuştuğunun çok da önemi yok, çocuksun ve eldeki imkanlar çerçevesinde oyunlar oynuyorsun, yoruluyorsun… Farkında olmadan, artık pek de ihtiyaç duyulmayan hayatta kalma yeteneklerin gelişiyor… Okumaya buradan devam ediliyor…

Karlı Bir New York Sabahına Uyanmak…

new york'ta kar

NOT: Bu yazı ve fotoğraflar 25/01/2012 tarihinde Biletsiz‘de yayınlanmıştır…

Sert kışlarıyla meşhur New York’ta geciktikçe geciken kar, kaderin gayet cilveli hareketleri neticesi, 21 Ocak sabahı yeni Leonard Cohen albümü Old Ideas ile beraber gökten iniverdi. Bembeyaz bir New York City sabahında elimde kameram sokağa adım attığımda Cohen de yakın bir arkadaşımmışçasına kulağıma fısıldamaya başladı: “I’d love to speak with Leonard, he’s a sportsman and a shepherd. He’s a lazy bastard living in a suit.” Buradan okumaya devam…

New York’un Metro Müzisyenleri – Violinist Susan Keser

new york violonist susan keser - union square

New York’un Metro Müzisyenleri serisine violinist Susan Keser ile devam.

New York’ta yaşayan Türk koreograf ve dansçı Korhan Başaran ile, yaşadığı yer olan Bushwick‘te görüşmek üzere evden çıktığımda saat sabahın 9’u hava ise -8 derece idi.

96. Sokak ile Lexington Caddesi’nin köşesindeki metro istasyonundan 6 numaralı trenle Union Square durağına kadar inip oradan da Brooklyn‘e giden L hattına transfer yapmam ve saat 10’da Korhan ile buluşmam gerekiyordu ki Union Square’de önce violinin sesini işittim ardından da Susan Keser’i gördüm. Böylece buluşmama geç kalacağım da kesinleşti. Okumaya buradan devam ediliyor

Doğu Yakasından Empire State Binası

empire state building from east side
doğu yakasından Empire State Building...

Büyük boyda fotoğrafın detaylarını incelemeyi unutmayın!

Blogda paylaşmak istediğim, fakat yazdığım yazılarla ilişkili olmadığından bir köşede öylece bekleyen fotoğrafları günün fotoğrafı köşesinde kısa notlarla paylaşmaya karar verdim.

Fotoğrafı Manhattan‘ın doğu yakasından, 1. Cadde ile 34. Sokak kesişimindeki 35 katlı bir binanın terasından çektim. Empire State Binası ile birlikte şehrin Midtown denen orta bölümündeki yeni / eski çeşitli yapılar, dümdüz sokaklar rahatça görülebiliyor.

Fotoğrafı çekerken ışığın son derece sert oluşundan ötürü 1 stop eksik pozlama yapıp, fotoğrafı bilgisayarda işlerken gerekli ışık ve detay düzenlemesini “Levels” ile yaptım.

Fotoğraf: Şubat 2012, Manhattan, New York
Kamera: Canon EOS 5D Mark ii
Lens: Canon EF 24-70mm f/2.8L USM